Hz.Peygamber'in (s.a.v.) öğretimde kullandığı metodlardan birisi yazıyla öğretmektir. Onbeşten fazla vahiy katibi vardı. Bunlar O’ndan Kur’an’ı dinleyip yazarlardı. Bunların dışında başka bölgelere ve meliklere İslamı tebliğ edip davet etmek için yazdıracağı mektuplar için istihdam ettiği özel katipleri vardı.
Rasûlüllah'ın (s.a.v.) huzurlarında kendisinden Kur’ân’ı yazanlardan bir kısmı şunlardır: Ebûbekr(ra), Ömer(ra), Osman(ra), Ali(ra), Zeyd bin Sâbit(ra), Ubey b.Ka’b(ra), Zubeyr bin Avvâm(ra), Hâlid b.Saîd(ra), Ebân b.Saîd b.el-Âs(ra), Hanzala b.er-Rebî’(ra), Muâviye b.Ebî Sufyân(ra). Hz.Peygamber(s.a.v.), kendilerine Kur’ân nâzil olduğunda bunları çağırırdı. Bu sahabiler bizzat Râsulun ağzından işitmek suretiyle ayetleri yazarlardı.









Ey İlmiyle Evine Nûrlar Saçan Kandil !
“Gerçekten biz insanı, en güzel biçimde yarattık.”(Tin Sûresi ayet:4)
Ey Annesinin Gülü ! Annen, Seni dokuz ay karnında taşıdı Senin Nûr’unla beraber ve Sen şereflendirdin sonra dünyayı varlığınla. Öyle bir geldin ki dünyaya, Senin doğuşunla doğdu dünya yeniden. Putlar yere devrildi, sönmeyen ateş söndü, göl kurudu, isyanlar ve nankörlükler öldü. Bereketlenmesi gereken yerler Senin yaratılışınla bereketlendi. Arştan aldığın Nûr vardı alnında parlayan ve annen de üzerine titrerdi Senin. Annen Sana karşı çok merhametli ve fedakârdı. Hani Sen doğduktan sonra Mekke’de salgın vardı da, annen Seni salgından korumak için sütanneye vermişti. Kim bilir, ne kadar zordu annen için Senden ayrılmak? Belki içi kan ağlaya ağlaya verdi ama vermek zorundaydı…
