Ey İlmiyle Evine Nûrlar Saçan Kandil !
Senin evinde ne güzel yetişti Hz. Fatma, Hz. Rukiye, Hz. Zeynep, Hz. Gülsüm, Hz. Âişe, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Hz. Enes, Hz. Zeyd… Daha niceleri… Nûrum, Senin Nûrunla nûrlandı onlar da. Rabbimiz de Sana şöyle hitap etti:
“(Ey Resûlüm!) Ailene namazı emret,(kendin de) ona sabırla devam et. Senden rızık istemiyoruz.(Bilakis)Seni biz rızıklandırıyoruz. (Güzel) âkıbet, takvâ (sahipleri) içindir.” (Tâ-Hâ Sûresi, ayet: 132)
Ey Gönlü Gül, Dili Gülistan Olan Sevgili !
Sen, ailenin en küçük yapı taşı ve çok önemli, büyük bir kurum olduğunu bilerek her bireyle farklı farklı ilgilendin. Torunlarınla oynadın, en güzel binek oldun, onlara dua ettin. Kızlarının sevinçli ya da üzgün zamanlarında hep onların yanında oldun. Eşlerini de hiç unutmadın, onları ikinci plana atmadın. Kimisiyle şakalaştın, kimisiyle derdini paylaştın. Hz.Âişe anamızla yarıştın berabere kalarak. Tebessüm ettin, tatlı söz söyledin. Onlara zor gelen her şeyde yardımcı oldun. Kimsenin kalbini kırmadın.
Ya Resûlullah,
Eşlerinin ve çocukların maddi ihtiyaçlarını karşılamanın yanında onların manevî dünyalarına da koştun. Yüce Mevlâ’mız şöyle buyurdu:
“Ey imân edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan bir ateşten koruyunuz.” (Tahrîm Sûresi, ayet: 6)
Ey Yâr !
Senin ilmin güzeldi, Senin ilminle güzelleşti hane-i saadetin… Senin varlığın, ilimlerin doğmasına sebep oldu. Senden bin dört yüz sene önce öğrendik çocuk eğitimini, ilmini… Şöyle seslendin annelere, babalara: “Yedi yaşına gelen çocuklarınıza namaz kılmayı emrediniz. On yaşına geldiklerinde kılmazlarsa dövmek vb. şekillerde cezalandırınız. Oğlan ve kız, bir yatakta yatıyorsa yataklarını da yedi yaşında ayırınız.” Sultanım: “Ağaç, yaşken eğilir.” atasözümüz, Senin sözünün bir bakıma izahı sanki. Küçük yaşta ne öğrenilirse taşa kazınılmış gibi bir iz bırakıyor adeta.
Ey Can, Canan !
Kimimiz artık ilimle uğraşmaktan yorulmuş, çok çalışmışız(!). Kimimiz de işi, gücü, mesleği, parayı ele geçirmenin vermiş olduğu rahatlıktan dolayı okul bittikten sonra elimize bir kitap değil bir sayfa bir yazı alıp okumaktan bile aciz konuma gelmişiz. Bilginin sadece okullarda öğretildiğine inanıyoruz nedense. Okuldan sonra da kendimizi yenilemek adına hiç çalışmıyoruz. Evde dinî, ilmi vb. konuşmalar yapmak yerine artık gümbür gümbür televizyon sesleri geliyor. Güya, ondan bir şeyler öğreniyormuşuz(!) Diziler, filmler, paparazzi programları insanlığımıza ne kazandırabiliyorsa? Dövüş, kan, aşk vs… filmleri, anne-babasıyla oturup küçücük, tertemiz beyinler de izliyor ve kirleniyor. Ebeveynler de bu tarz şeyleri izlemelerine müdahale bile etmiyorlar Sevgili. İzlesin, hayatı öğrensin diyen nice aileler var. Çocuklar bunları izleyince Canım Efendim(s.a.v.), bir görsen ufacık çocukların konuştukları sözleri. Büyümüş de küçülmüş gibi hiç ağza alınmayacak küfürleri savuruyorlar. Bir görsen ellerinde kitap yerine erkeklerde oyuncak tabanca, kızların da çantalarında makyaj malzemeleri… Kimisinin de yüzü rengârenk.
Ey Çocuklarına Çok Seven Sultanım !
Bilimsel, dinî, ilmî, fennî çalışmalar kayboldu neredeyse. “Üzüm, üzüme baka baka kararırmış.” misali, büyükler neyse çocuklar da öyle oldu. Evde de anne ile baba arasında tam bir ikilik yaşanıyor. Annenin çocuğa söylediği bir şey hakkında baba korumacı bir tavır takınıyor. Aynı tutumu baba sergilediğinde de anne, korumacılık içine giriyor. Hâlbuki bir şeyler söyleyen taraf, çocuğun iyiliği için söylüyor ama diğer taraf toz konacak(!) zannederek bir şey söyletmiyor. Oysa Sevgilim, eğitimde çocuklar üzerinde korumacı davranış içerisine girmek çocuğun kişilik gelişimini olumsuz etkiliyor. Anne- babanın korumacı tutumu karşısında da çocuklar, neyin doğru neyin yanlış olduğunu öğrenemeden hayata atılıyor. Sonuç, yine başarısız ve silik kişilikli bir fert. Bu birey evlendiğinde de mutsuz bir ailenin temelini oluşturacak.
Ey Sevgili !
O kadar artmaya başladı ki, günden güne çocukların küçük yaşlarda sigara, alkol, eroin vb. kullanması. Babalar şimdiler de gurur duyuyor “Oğlum, erkek adam oldu.” diye karşılıklı sigara, alkol içiyor. “Şerefe” diyerek başlayan zehirlenmeler, bir tek kişinin hayatını kirletmekle kalmıyor, o çocukların ileride evlenince ailesinin de mutsuzluğuna sebep olacağını göremiyor ya da görmek istemiyor oğluna o lânet pislikleri içirirken. Ya da kimi yerde arkadaşları neden oluyor. “Bir kereden bir şey çıkmaz.” diyerek körpe fidanlarımızı zehirliyorlar. Canım Efendim, bazı kişilerde kurumlaşmış gibi bir şey artık. Okulların içlerine kadar girerek o tertemiz çocuklarımızın dünyasını kirletiyorlar eroinlerle, kokainlerle. Onların üzerlerinden para kazanıyor akıllarınca(!) Oysa bir bilseler belki ebedi cehennemi kazanabileceklerini.
Ey Her Şeyde En Hayırlımız !
Sana anlattıklarım, duyduklarım ya da gördüklerimin küçük bir kısmı. Bilmiyorum ki, daha neler oluyor? Ne canlar, nasıl canından oluyor; daha niceleri, nasıl canlara kıyıyor.
Ey İlimde En Hayırlımız !
Annelerin, babaların ve çocukların duana çok ihtiyacı var. Annelerin-babaların, çocuklarının eğitim ve öğretimiyle ilgilenmesi için Âlemlerin Sahibine, niyaz eder misin? Senin duaların kabule en yakın Allah’ımızın katında. Lütfen, dua et, anne-baba, çocuklar ve ileride anne- baba olacaklar için…
Sena Aydın











Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.