Birkaç gün sonra okullar kapanacak. Çocuklarımız şimdiden tatil planlarını yapmış olmalılar. Bu dönem zarfında çalışma planları yapanlar da var hiç şüphesiz.
'Yaz tatili' ifadesi yalnızca Milli Eğitim Bakanlığı'nın müfredat terminolojisinde karşılığı olan bir kelime. Oysa biz bütün millet olarak onu gerçekten bir tatil (atalet, miskinlik, durağanlık, hareketsizlik vs.) olarak algılamaya hevesliyiz. Çocuklarımızın da dört aylık koca bir zaman dilimini haylazlık ederek geçirmelerine maalesef göz yumuyoruz. Halbuki bu başıboşluktan onlar da memnun değiller, ataletten çocuklarımız ve gençlerimiz de şikayetçi.
Bazı anne babalar durumun farkındalar. Okulların kapandığı günden itibaren çocuklarının geleceği için bir plan yapıyorlar ve çok isabetli bir kararla çocukları ya bir dershane kursuna, ya bir sanat atölyesine ya da bir zenaat mesaisine yönlendiriyorlar. Benim size tavsiye edeceğim kurs ise bunlardan biraz farklı olacak. Gerçi bu kurs gençlerimize ve çocuklarımıza para kazandırmayacak, dersleriyle alakalı bilgiler de kazandırmayacak; ama emin olunuz bu kurs onlara koskoca bir kimlik kazandıracak. Onun için bence siz bu yaz çocuklarınızı atalarının dilini öğrenebilecekleri bir Osmanlıca kursuna gönderiniz. Üstelik bu kurs bir yabancı dil gibi iki sene, SBS veya ÖSS gibi kurlar yahut dönemler boyu sürmez. Dört aylık yaz mevsiminde öğrenilip bitirilir.









Sual: Kur'an harflerini yazmanın maddi sırları var mıdır? Bazı rivayetlerde, Kur'an harfi ile yazılmış olan dua, ayet gibi kıymetli şeyleri yazmak, üzerinde taşımak veya okumaktan bahs ediliyor. Bunları nasıl anlamalıyız?

